Edebiyat PDF Kitap İndir,  Roman PDF İndir

Arkası Karanlık Ağaçlar Ve İhtiyar Kemancı pdf indir

İhtiyar Kemancı,`İnsanlara iyi davrandığım için beni arayıp sormazlar. Hayatlarına dair ne anlatsalar şaşkınlıkla dilimi yutmuş gibi, vay anasını, yok ya, doğru mu ya, gibi elimde olmayan tepkiler verdiğim için. Etraflarında her gün yaşadıkları bu olaylara şaşıracak kimse kalmamış mı?

Ya da yaşadıkları olayları ancak benim gibi bir manyağa mı anlatabiliyorlar,

Arkası karanlık Ağaçlar, Şu, bütün hayata kuvvet veren. Tüm ormanı kucaklayan, şu arkası karanlık ağaçların yanına, usulca gidebilsem. Şu zırva dünyadan kurtulup, karanlıklara gömülü köyün ardındaki ormanların içine… Kuşlar geliyor, o dünyanın en güzel abisi, işte bak okuttu seni, öğretti sana, soylu bir mesleğin oldu, sakın ağlama!

Başka bir serinliği var ağaçların, çiğ damlaları başka, kurumuş kuş tüyleri başka, yabancısı olmadığım bir yer. Geniş bir düzlük saklıyor içinde. Orada simsiyah gözlü yorgun atlar olmalı, çok çalışmışlar, koşmuşlar, kardeşlerini, ailesini utandırmamış, aç koymamış.

Yol uzuyor, meşhur laf, hayat devam ediyor diyor birileri. Arkası karanlık ağaçlarla aramda bir perde, bir cam. O kadar sildim ki bu camı… Bir gün ben bile fark etmeden, dalgınlıkla kırı verip gidebilmek için; çocukluğumdan beri gölgesi sırtına yerleşmiş arkası karanlık bu ağaçların yanı başına…

Arkası Karanlık Ağaçlar dan Kısa Alıntı

Üniversite yıllarında etliye sütlüye karışmayan, siyasal, aktüel konularda hiç konuşmayan, sis gibi, uzak beyaz bir arkadaşımız vardı. Kül saçlı, mum yüzlü… Sessizliği derin bir ıstırabın iniltisi mi, yoksa beli bükülmüş zavallı,sarp bir yoksulluğun karlı beyaz resmi mi… Ruh gibi, hayalet gibiydi Macit! Ya da uzak uzak yerlere gelin gitmiş gibi. Bizim gibi, Adem ve Havva’nın soyundan gelmediğinden eminim. Hanım hanımcık bir çocuk.

Teolojik bir yanlışlık sonucu melekler katından doğrudan aramıza katılmış olmalı. Birbirinden zarif, ıssız yıldızların bir yerinden, bu çirkin hayatımızın ortasına tepetaklak düşmüş olmalı. Geceleri, yurtta kaldığı odasının yağlı perdeleri, hiç silinmemiş kara bir kirle kapanmış penceresinden hep karanlığa diker gözlerini, gündüzleri, başı bir yana eğik hep yere bakar!

Sessiz, unutulmuş, kireçten bir dağ! Rüzgarda hiç kımıldamayan karnı çürük kabarcıklarıyla kararmış eski bir ağaç gibi. Suyunu sürüklemeye hali kalmamış, önü kesilmiş nehirler gibi.

Bu “Mümkünse” kızlarını, ilkokul ünite kitaplarından beri tanırım, çalışma grubumuzda mutlaka biri çıkar:
“Arkadaşlar MÜMKÜNSE kalem tıraşlarını çöpe atalım”.
Bunlar büyüdü, panel, dernek, toplantılarda hemen yanımızda bitmeye başladılar:
“Arkadaşlar MÜMKÜNSE sigaralarımızı dışarıda içelim”.
Sonunda bu mümkünse kızları ÖDP çatısı altında toplandı, ne zaman gitseniz, mümkünse kızlarından biri yanınıza gelir:
“Arkadaşlar MÜMKÜNSE alçak sesle konuşalım!”…
Elmadağı’nın tepesini de işgal ettiklerine göre, Mümkünse kızlarından bu ülkenin kurtulması mümkün değil. Yazarlığımın ilk yılları Mümkünse’lerden çok mektup alırdım,”çok güzel yazıyorsunuz,
MÜMKÜNSE biraz az küfreder misiniz?”…

Defterdeki en gizemli yazı, kuşkusuz Macit’e ait, dünyaca ünlü şair Halil Cibran, sade, büyülü, masalsı cümlelerle: “Ey yolcu, benim burada oluş sebebim, seni buraya çağıran sebeptir!” Böyle bir şey, tam hatırlamıyorum, yıllar sonra “Özlem” imzalı bir kız cevap vermiş: “Ey yolcu, benim geliş sebebim, senin burada bekleyiş sebebin dir”

Kocanız ne iş yapıyor, dedim, küçük bir çocuğu şefkatle seviyormuş ve ona açıyormuş gibi,
“şeftir, o!”,
“Memur mu?”,
“Dairesinde şef!”
“Ne maaş alıyor?”,
“Onun aldığından ne olur, birasına yetmiyor!”… Sonra: “Bilmiyor çalıştığımı, komşumuzla ortak yapıyoruz, duyarsa öldürür, boşar, kovar beni!”

Günler geçiyor neler öğreniyorum. Beyi, on bire kadar Sakarya birahanelerinde içiyor, 17’sinde kızı, koluna girip eve götürüyor. “Kızım, bu sene üniversiteye gidecek, anne, arkadaşlarım seni böyle görürse, intihar ederim” diye tehdit ediyor. Akşamın dokuz buçuğuna kadar sattı, sattı, satamadı zararına eve dönüp, yemeği hazırlamak zorunda. Sokakta tanınmasın diye, eski püskü hırkalar, entariler giyip, eşarbı yüzüne düşürüp kapatıyor!

Lafı değiştirmek için, tekrar, burada eskiden çok kurt olurdu… “Bizim kurtlar intikamcı, eğlencelidir, hayvanlarımızı parçalar bırakır, bir kere malımızı yediğini görmedik…

Bak şu tepeyi görüyor musun, yayladan koyunun içine girip sürükler, şu uçuruma kadar getirdi bir defasında… Koyun akılsız yaratıktır. Bir tanesi atladı mı yardan, peşinden hepsi atlar, o sene, üç yüz koyun atladı, hepsi parçalandılar.

Koşup koyunun yanına vardık,bir tanesine diş bile geçirmedi kurt…”
“Niçin yemedi koyunu?”
“Ne olacak gardaşım, kurt her yerde karnını doyurur, eğlenceli, intikamcı…”

“Çakal da çok olurdu!”,
“Çakal her yerde olur, çakalı da hayvandan sayma…”.
“Ama bir zamanlar burada eşek kadar büyük köpekler olurdu, yolumuza çıkar mı?”, “Korkma gardaşım çıkmaz, tabii bir insan bilmese korkar!
Bir saat yolumuz var daha, uzatmadan anlatayım sana!”…
“Evren’in ihtilali olduğunda köyümüzde elektrik yoktu. Devamını sizler okuyun artık……iyi okumalar.

 

Arkası Karanlık Ağaçlar pdf indir

İhtiyar Kemancı pdf indir

Arkası Karanlık Ağaçlar Ve İhtiyar Kemancı pdf indir yandex

Kitabı PDF indirmek için Abone OL!

(sol alt köşedeki çana ve "izin ver" e tıklayın)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir